Özel Gösterim

Filmekimi sinema salonlarını geliştiriyor mu, öldürüyor mu?

 İrfan Demirkol / Büyülü Fener / 21 Ekim 2019

11 Ekim 2019 cuma günü Filmekimi ile ilgili yaptığımız açıklama, bilinen ama konuşulamayan konuları gündeme getirdi, tartışma yarattı.
Bugün 10. gün. İKSV herhangi bir açıklama yapmadı.    
İstanbul’da sinemalar kapanıyor. Bazı sinemalar ayakta zor duruyor.
 
2011 yılında “sinemalarda tekelleşme” sorununu gündeme getirdiğimizde, büyük çoğunluk sessiz kalmıştı. Şimdi de mi öyle? Neden çekiniyor insanlar?
 
Konuya neden bu kadar ilgiliyiz?
 
Festival filmlerini seviyoruz. Onları izleyerek yetiştik. Bu tür film gösteren salonların gelişmesini ve yaşamasını istiyoruz.
Beyoğlu Sineması’nın kurucu ortağı olduğumuzu pek çok kişi bilir.
1989 yılında sinemaların kapandığı bir dönemde, pasajdaki 13 dükkanı kiralayıp birleştirerek sinema salonu yapan 4 kişiden biriydim. 2 yıl önce Beyoğlu’nu yeni bir ekibe devrettik. Onlara gönülden başarılar diliyorum.
 
Osman Kavala ve Onat Kutlar’ın teklifleriyle 1993 yılında Alkazar Sineması’na ortak olduk. Alkazar çok eskimiş bir sinemaydı, mezbele, pis kokan bir yerdi. Hemen kollar sıvandı. Projeler çizilirken kamyon kamyon hurda, moloz, çöp çıkartılıyordu. Alkazar açılmadan önce kendi isteğimle ortaklıktan ayrılmıştım.
 
Kızılırmak (1985-1997), Kavaklıdere (1991-2007), Bahçelievler Büyülü Fener Kızılay Büyülü Fener sinemaları her zaman festivallere kucak açmışlardır.
 
Filmekimi başlıyor
 
Anayasa kitapcığının fırlatıldığı, ekonominin dibe vurduğu, film üretiminin azaldığı, sinema salonlarının zorlandığı, ama umutların tükenmediği yıldayız.
 
2002 yılında Sinema Yazarlarının en iyi film, en iyi yönetmen adaylarına baktığımızda birbirinden değerli beş yönetmenle karşılaşırız.
Dokuz/Ümit Ünal, Hiçbiryerde/Tayfun Pirselimoğlu, İtiraf/Zeki Demirkubuz,
Sır Çocukları/Aydın Sayman, Uzak/Nuri Bilge Ceylan. Umut verir hepsi de.
 
Şakir Eczacıbaşı başkanlığında İKSV yönetiminde, Borusan, Sabancı, Koç, Eczacıbaşı gibi ülkenin en büyük holdinglerinin sahipleri yer alır.
 
 21. İstanbul Film Festivali’nin ana kataloğunda festivalin hangi sinema salonlarında yapıldığına dair bilgi yoktu. Salonlara teşekkür de edilmemişti. Gösteri dizinine baktım, festival salonları: Atlas, Beyoğlu, Emek, Rexx, Sinepop. Festival dışında faaliyette olanlar: Alkazar, Fitaş, Süreyya, Kadıköy.
Bugün bu sinemalardan hangileri yok? Hangileri kapanma tehlikesi yaşıyor?
 
Böyle bir dönemde, İKSV’ye gelir sağlamak amacıyla, Türkiye’ye ithal edilmiş, yakın tarihlerde vizyona girecek filmlerden oluşan Filmekimi, Sonbahar Film Haftası olarak sadece Emek Sineması’nda başlar.
 
Fikir güzel, heyecan verici, Berlin, Cannes, Venedik, Toronto gibi festivallerin en iyileri bir çırpıda seyredilecek. Daha sonra yıl boyunca bu filmler Alkazar, Beyoğlu, Atlas, Sinepop, Rexx, Kadıköy gibi salonlarda vizyona girecek!
 
18.10 2002 tarihinde, Eksi Sözlük yazarı deranged ilk tespitini yapar.
“ ulkemizde, vizyonda izleme firsatina sahip olamadigimiz (!) filmlerin gosterildigi, iksv'nin film festivali departmaninin basindaki ................. gozlerinde dolar isaretlerinin belirmesine yol acan, yuzunde non stop gulucukler meydana getiren*, toplu film izleme etkinligi.
18.10.2002 18:52 ~ 19:04 deranged “
 
Sinema seyircisi sinema salonlarından
ne bekler?

 
Önce iyi bir film. Sonra, ses kalitesi, sesin volumu, efektler, görüntünün netliği kadraji, lambanın parlaklığı, koltuk konforu, koltuk aralarının rahatlığı, izlemeyi rahatlatacak  basamak yüksekliği, pis havanın emilip temiz havanın verilmesi, yazın serin, kışın sıcak salonlar. Hijyen büfeler, ücretsiz ve hijyen tuvaletler.
Güleryüzlü ve ilgili personelden hizmet almak.
 
Bunlar zor işler mi? Hayır, bir sinema salonunda olması gerekenler.
Ama bu şartları gerçekleştirmenin maliyetleri yüksektir. Örneğin bir salonun 3000 Walt projeksiyon lambasının maliyeti 6.735 TL’dır. Ve ömrü sadece 77 gündür. Biraz daha kullanılabilir mi?  Kullanılır elbette, karanlık görüntüye, seyirci şikayetine hazırsanız. 3D? Sormayın onu! Kızılay Büyülü Fener’in eylül ayı elektrik faturası 26.440 TL.
Salonların yüksek kapasite ile çalışabilmelerinin yanında, gelirlerinin ve gelir paylaşımlarının da makul olması gerekir.
 
Bu hizmetleri düzenli verebilmelerinin yanında, eskiyen, yıpranan malzemeleri yenileyip, hızla gelişen teknolojiye aynı hızla yatırım yapılmalıdır.
 
Kamu yararı mı? Ticari gösterim mi?

2001 yılı krizi sürerken Şakir Eczacıbaşı sinema salonu sahiplerini Emek Sineması’nda toplar. “Festival bu yıl çok zor durumda, bir defaya mahsus % 33.33 yerine % 27 yapacağız” der. Emek dışında hiçbir salon kabul etmez. Şakir Bey’in dediği olur! Emek, koltuk kapasitesinden dolayı rahattır.
Sadece o yıl için yapılan % 27-73 paylaşımı bugünlere kadar gelir.
 
“Ama biz filmciye de ödeme yapıyoruz” deniyor. Elbette filmciye telif hakkı ödenecek. Bunun salon payından ödenmesi haksızlık değil mi?
Filmekimi özelinde bakarsak, pekçok Büyükelçilik ve Kültür Merkezi kendi ülkelerine ait filmlerin telif ücretlerini ödemekteler veya  filmleri kendileri getirmekteler. Kültür ve Turizm Bakanlığı Filmekimi’nin film ücret ve salon kiralarını ödemiyor mu acaba?
 
Salonlar dolu hasılat düşük.

GSM operatörü sinema salonları ile anlaşarak, “Bir bilet alana bir bilet bedava” kampanyası yapıyordu. 1. biletin ücretini seyirci  2. biletin ücretini GSM firması veriyordu. Bu yerleşmiş bir uygulamaydı. Filmekimi aynı kampanyaları yapmasına karşın binlerce 2. biletin ücretini sinemalara vermedi.
 
Tüm dünyada, tüm sinemalarda tüm hasılatlar, ertesi gün saat 10.00’a kadar dağıtımcılara bildirilir. Burada filmin adı, salonu, seansları, tam, öğrenci, öğretmen, 60+, halk günü gibi fiyat ve kişi sayıları yer alır.
Defalarca istenmesine karşın, hiçbir zaman Biletix’ten böyle raporlar gelmedi.
Ucuz bilet dönemlerinde Biletix salonlardan daha çok kazanç elde etti.
Kredi kartları ertesi gün hesaba geçiyor gibi komisyon almasına karşın 4-5 ayda ödeme yaparak kendine haksız finans sağladı.
 
Salon işletmecileri ne diyor?

Sosyal medyada açıklama yaptığımız 11 Ekim 2019 cuma gününden beri, kapanmış, kapanmamaya çalışan bazı salon sahipleri aradı. Çok dertliler, bilmediğim yeni konular öğreniyorum.
 “Adil ve demokratik bir sözleşme hiç yapamadık. Birbirimize rakip yapıldık, kendi aramızda dayanışma yapamadık, haklarımızı tartışamadık. Tepeden gelen sözleşmelere uymak zorunda kaldık.”
 “Koca salon full, insanlar yerlerde oturuyor, bize 200 kişi davetli var diyorlar, bodrolara yansımıyor. Biz 200 kişiye hizmet vermiyor muyuz”
 ”Günlük istememize rağmen haftalar sonra gelen Biletix raporları hiç sağlıklı değil. Kaç tam, kaç öğrenci, kaç altın lale, kaç davetli belli değil. Bir rakam gönderiyorlar  buna göre fatura kes diye, aylarca bekliyoruz. Nisan’da yapılan festivalin ödemesini 6 ay sonra bu Filmekimi’nde alabildik. Faturanın KDV’sini mayısda ödemiştik Maliye’ye.”
 
Filmekimi 2012’de Ankara’ya Büyülü Fener’e geldi.Fakat 6 yıl boyunca sözleşmeleri  bir türlü adil duruma getiremedik. Tersine kazanılmış haklarımızı kaybetmeye başladık. 2018 ve 2019 Filmekimi’nin adil olmayan sözleşmesini imzalamadık.Aslında Filmekimi bizim için prestijdir, Büyülü Fener’deki 2017 yılı seyirci  oranı sadece % 1.3’dür.
 
Biraz rakamlara bakalım mı?

1989 Sadece Ankara 35 mm, az salon, az nüfus, AVM yok 
Film Adı Hafta Salon Kişi
Anayurt Oteli 3 1 23.964
Örümcek Kadın. Öpücüğü 4 1 21.773
Hayallerim Aşkım ve Sen 3 1 20.977
Yer Demir Gök Bakır 6 1 57.084
Varolmanın D.Hafifliği 5 1 50.676
Rain Man 15 1 141.047
Sanık 6 1 65.374
Kadının Adı Yok 6 1 52.436
 
2019 Tüm Türkiye DCP, çok salon, artmış nüfus, çok AVM 
Film Adı Hafta Salon Kişi
Acı ve Zafer 1 35 9.042
Görülmüştür 4 60 7.928
Kız Kardeşler 5 40 30.554
New York'ta Yağ. Bir Gün 8 109 32.634
Sibel 21 60 33.026
 
Bazı filmlerin Türkiye seyirci sıralaması:
Kış Uykusu Kelebekler
1.Kadıköy Rexx 1.Kadıköy Rexx
2.Kızılay Büyülü Fener 2.Kızılay Büyülü Fener
3.Beyoğlu Atlas 3.Beyoğlu CineMajestic
   
Ahlat Ağacı Kız Kardeşler
1.Kızılay Büyülü Fener 1.Kızılay Büyülü Fener
2.Kadıköy Rexx 2.Beyoğlu Grand Pera
3.Kanyon Cinemaximum 3.Metrocity Pink
( Kaynak: Deniz Yavuz Antrakt )
 
Konuyu basit bir paylaşım sorunu olarak görmemeliyiz. Kendisini yenileyecek kaynağı/desteği bulamayan salonların kapanacağı gün gibi ortada.
 
Film ve kopya sayılarının, sinema salonlarının, üniversitelerin, nüfusun artmasına karşın seyirci sayısında artış olmuyor.
Demek ki ters giden birşeyler var. Araştırmacılar görev başına…